Yayınlar

"gönlümü put sanıp kıran kim"

Şairler hakkında söylenen çok şey var. Hayatları ayrı bir ders ama en önemlisi yazdıkları... Ben okurken büyük keyif alıyorum ama başka zamanlarda farklı şekillerde de istifade ediyorum.

Hani bazen bunalırız. Basit problemleri dert ediniriz. Göğsümüz daralır. Moral motivasyonumuz düşer. İşte o dönemlerde açılmak, ferahlamak için sevdiğim şiirleri sesli okurum. Rahatlarım.

O niyetle okuduklarımdan biri de Asaf Halet Çelebi'nin İbrahim şiiri...

ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim

Problem Garson

AVM’de ailece de gittiğimiz bir lokantada kuru, pilav istedim. Çoğu zaman olduğu gibi pirinç pilavı değil de bulgur olsun dedim. Garson ise ayrıca ücretlendirilir diye dayattı. Vay arkadaş! Daha önce aynı yerde bir başka garsona kaç defa aynı siparişi verdim ve her zaman bulgur pilavı ile kuru fasülyemi yedim. 
Menüde kuru fasülyeyi pilavla veriyorsan ve bulgurla olunca şu kadar fark olur diye belirtmemişsen istediğim zaman kuruyu bulgurla yiyebilmem lazım. 
Bence problem garsonda idi. Müdür Bey’i çağırın. Onunla da konuşmak istiyorum da diyebilirdim. Doğrusu o sırada bulgur için zor geldi. Hem gıda işinde hizmet sunanlarla iyi geçinmek gibi güzel bir adetim var. 
Lisede ve üniversite zamanında arkadaşlarla gittiğimiz sahildeki lokantanın yemeklerinden de kaliteli garsonu bizi yıllarca aynı yere gitmemizi sağladı. 
Hizmet işinde kaliteyi personelin günlük tavrı belirliyor.

Yeniden Bloglamak

"Blog" kelimesi dilimize girdi mi? TDK'nın sözlük sitesinde bulamadım. Oysa oldukça yaygın kullanıldığını düşünüyorum. Ben bile ilk olarak 2005 yılında ilk blog yazımı paylaşmıştım.

Perşembe günü öğlen, birden yeniden blog yazmak aklıma geldi. Öylesine yeni bir blog açarak yemekten önce ilk yazıyı gönderdim. Eskiden olsa sade bir tasarım yapmak için günlerce uğraşırdım. Şimdi ise içime sinmemiş bir tasarım olmasına rağmen önemli olan yazmak diyerek hemen "bloglamaya" başladım.

Nasıl yazarım, ne kadar sürdürürüm şimdilik bilmiyorum ama yazmayı düşündüğüm çok konu var. Elbette kitaplar, filmler, diziler, müzikler sonra gezmeler, tozmalar hatta yemekler olacaktır ama eskiden farklı olarak baba olmak üzerine de bir şeyler yazmak istiyorum.

Benzer teşebbüsler daha önceleri de olmuştu. Üç yazıyı zor görüyordum. Bakalım bu sefer nasıl olacak. Hadi! Bismillah!

Bay T

Sizi Bay T ile tanıştırayım. Trafikte şeridini düzgün takip etmeyen bir araç gördüğünüzde büyük olasılıkla şoför Bay T'dir. Çünkü araç kullanırken cep telefonu ile konuşur. İki işi aynı anda yapmanın bazı etkileri ile çoğu zaman çıkışı son anda fark eder ve kontrolsüz bir şekilde şerit değiştirerek yan yola girmeye çalışır.

Yoğun bir trafikte Bay T'nin bu tavrı geçiş üstünlüğü sağladığını gözlemliyorum. Yan yola çıkışta veya köprüye bağlanırken araç sırasını hiçe sayarak bazen beş-on araç öne geçer.

Bu arada Bay T'nin bilinçli bir şekilde kontrolsüz araç kullanmayı benimsediğini de düşünmüyorum. Arkasından çalınan kornaların fena şekilde küfür demek olduğunun farkındadır. Ancak araç kullanırken telefonla konuşmaya kalktığından zihinsel becerileri zayıflıyor. Tehlikeli bir sürüş yaptığının farkına varamıyor.

Bize de Bay T ile yolda karşılaştığımızda dikkatli olmak dışında bir seçenek kalmıyor.

Öğle Arasında Ne Yapmalı?

Kitap okunabilir Müzik dinlenebilir ama iş yaparken kulaklıkla dinleyenler gibi değilMüzeye kaçılabilir Yürüyüş yapılabilirDizi izlenebilir Belki yemek Veya da böyle blog yazılabilir :)